"Yorum"suz!!
Uzunca bir aradan sonra blogcu üzerinden tekrar merhaba,
Daha önceki yazımda belirtmiştim artık bu bloguma pek girmiyorum fakat hala buradaki yazılarım okunuyor ve doğal olarak hala çeşitli yorumlar alıyorum.
Öncelile şunu belirteyim arkadaşlar buraya yazdığınız yorumlar tarafımdan okunduktan sonra benim onay verip vermeme durumuma göre sitede yayınlanıyor.
İkincisi bana söylemek istedikleriniz varsa (yazılarımla ilgili yada değil) mail adresime (numangoceri@yahoo.com) yazmanızı rica ediyorum.
Son olarak kendinizi tanıtmazsanız geri cevap yazmayacağımı tahmin edersiniz, zira ben öyle tanımadıklarımla (özellikle "gizemli" olanlarla) öyle çok samimiyet kurmaktan hoşlanmam. Ayrıca zaten madem kendinizi tanıtmayacaksınız neden benimle iletişim kurmak isteyesiniz o da ayrı bir konu (laf aramızda halk arasında buna "sapıklık" bile denir.)
Neyse geri dönüşüm öyle muhteşem olmadı malesef ama dediğim gibi mail adresim ve yeni blog sitem( http://numangoceri.blogspot.com/) hep açıktır...
iyi akşamlar..
Taşındık!
adresim değişti, tani taşındık:))
yeni yerim burası, herkesi bekliyorummm...
http://numangoceri.blogspot.com/
hoşçakalın...
Guitar Hero III - a fantastic game
Have u ever played a guitar game or heard any?
It's not important whether your answer is yes or no because the game that i'll tell u is the best one for it's own class. Guitar Hero!. And finally the last version of it is "Guitar Hero III". It's an easy game to play and so fantastic i think. If you want to play a guitar or u love to play, then you had better test this game.
Here are the instructions:
“Pick your song. As the song progresses, colored markers indicating notes will travel down the screen in time with the music; the note colors and positions will match those of the five fret keys (#1-5 on keyboard).
Once the note(s) reaches the bottom, the player must play the indicated note(s) by holding down the correct keyboard keys and hitting the strumming bar (Enter/Return key) in order to score points.
Success or failure will cause the on-screen Rock Meter to change, showing how well the player is playing (denoted by red, yellow, and green sections).
Should the Rock Meter drop below the red section, the song will automatically end, with the player booed off the stage by the audience.”
If you wanna play now, then look below...
Have a funny day;)
Hızlı internet(vdsl2) geliyor!!!
![]() ![]() |
|
Türk Telekom'un internette hız sınırlarını zorlayacak olan VDSL2 (Very High Speed Digital Subscriber Line-Yüksek Hızlı Sayısal Abone Hattı) hizmetinin tarifesi belli oldu. Telekom'un, internet servis sağlayıcılara 'toptan' tarifesi 16 megabit 98 YTL, 32 megabit için 128 YTL.
Türk Telekom, internette hız devrimi yaratacak olan VDSL2 ile hazırlıklarını tamamladı. Telekom, Telekomünikasyon Kurumu'ndan VDSL2 için gerekli tarife onayını da aldı.
Telekom'un, İnternet Servis Sağlayıcılara (ISS) uygulayacağı 'toptan' fiyat, 16 megabit için 98 YTL, 32 megabit için 128 YTL. Internet Servis Sağlayıcılar (TTNet, Superonline, Smile gibi), bu fiyatın üzerine işletme, kâr ve diğer giderlerini ekleyecek ve hizmeti konut ve ofis müşterilerine sunacak.
Internet Servis Sağlayıcıların, bu hesaplama kapsamında VDSL2 müşterilerinden (aylık) 16 megabit için 129 YTL, 32 megabit için 169 YTL ücret alabileceği belirtiliyor. Böylece 600 megabyte'lık bir filmi 32 megabit hızla 20 saniyede indirmek mümkün olacak
YENİSİ 30 ŞERİTLİ OTOBAN GİBİ
Telekomünikasyon Kurumu eski üyesi Abdullah Raşit Gülhan, VDSL2'nin internette hızı artıracağını belirterek, "Mevcut sistem ADSL, eğer 10 şeritli bir otoyolsa, VDSL2 30-40 şeritli bir otoyoldur" dedi.
Gülhan, ADSL ile VDSL arasındaki farkı 'su borusu' örneği vererek anlattı. Gülhan, "ADSL'de, evinize su, 10 santimetrelik borudan geçip geliyorsa, VDSL 2'de 1 metre çapındaki bir borudan gelecek" diye konuştu.
VDSL'le birlikte abonelerin, saniyesinde internetten şarkı ve film indirme olanağına kavuşacağını vurgulayan Gülhan, "VDSL, e-sağlık, e-eğitim, e-adalette de ciddi bir dönüşüm sağlayacak" dedi. Gülhan, VDSL2'nin önemli olduğunu; ancak, yurtiçinde 'otobanlardaki şeritleri' artırmak kadar yurtdışı çıkışlarda da şerit sayısının artırmanın önemine işaret etti.
Kaynak: İnternetHaber
Fibonacci Numbers
Hello,
Today i'd to write a code which should display the fibonacci numbers.
As i remember, the code that i've written is wrong:(.
So, now i rewrite the code in a few minutes. As a computer engineering student, this is so easy to solve but if u're not worried :s.
Anyway,
kodumuz şu şekilde(here is the code):
/*info*/
//textBox1 holds the number which calculates the fibonacci series "up to".
//textBox2 shows the result according to the value of textBox1.Text.
//the array "sayi" holds the numbers in the fibonacci serie.
private void button1_Click(object sender, EventArgs e)
{
int N = Convert.ToInt32(textBox1.Text);
int[] sayi = new int[N + 1];
sayi[0] = 1;
if (N > 0)
{
sayi[1] = 1;
if (N == 1)
textBox2.Text = sayi[N].ToString();
else
{
for (int i = 2; i <= N; i++)
sayi[i] = sayi[i - 1] + sayi[i - 2];
textBox2.Text = sayi[N].ToString();
}
}
else if(N == 0)
textBox2.Text = sayi[N].ToString();
else
MessageBox.Show("istenilen aralikta değil", "Hata");
}
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Tenis Raketi alırken dikkat edilmesi gerekenler!!!
Yaza girdiğimiz şu günlerde haftaiçleri uğraşacağımız bir işimiz (staj, work&travel yada only travel gibi) olsa bile haftasonları bir kaç saat bile olsa sporu elden bırakmamak lazım. Hem zinde kalmak için hemde sağlam bir kafa ve vücuda sahip olmak için illaki spor yapmak gerektiğini düşünüyorum.
Başlıktan da anlayacağınız üzere kendimi bu dönem Tenis'e vermiş durumdayım, daha doğrusu Tenis'e başlamayı düşünüyorum. Bununla ilgili olarak "Tenis nasıl bir spordur" dan tutun da "Tenis'in inceliklerine" kadar bir çok yazı okudum. Yani anlayacağınız teoriyi tamamladım artık yavaştan uygulamaya başlamam gerektiğini düşünüyorum. Eğer tenisle ilgileniniz varsa yada ilgilenmeye teşebbüs edeniniz varsa diyerekten konu ile ilgili gereken ilk bilgiyi sizlerle paylaşmayı düşündüm:
İyi bir Tenis Raket'i Alırken nelere dikkat edilmelidir?
Bununla ilgili en eğlenceli ve bir o kadar da "dobra" diyebileceğim bir yazıyı ekşi sözlük te buldum.(Bu arada ekşi sözlükteki sevgili adminin de dediği gibi yapılan alıntıların kaynağı belirtmeyen hıncal olsun uluç olsun fikrini ben de destekliyorum.:)
işte ekşi sözlükte konu ile ilgili yazılanlar:
- akilda tutulmasi gereken ilk sey tenisi raketin degil sizin oynuyor oldugunuzdur. raket oyununuza ancak bir derece yardim eder, reklamlarin aksine sizi sifirdan iyi oyuncu yapmaz. bu yuzden alacaginiz raketin markasiyla, hangi unlu oyuncunun oynadigiyla, rengiyle ilgilenmek yerine fiziksel ozelliklerini goz onune almaniz gerekir.
oncelikle markanin cok bir onemi yoktur. esasen dizayn disindaki butun uretim islemleri neredeyse tum bilinen markalar icin (yonexve pro kennex haric) cinde fason olarak yapilmaktadir. ozellikler asagi yukari birbirine yakindir. ufak tefek farkliliklar ise ancak profesyonel oyuncular icin onemlidir.
hangi oyuncu neyle oynuyor diye takip etmeniz de faydasizdir. federer’in oynadigi raketi almak gibi bir isteginiz varsa, malesef oyle bir raketi federer den baska hic kimseden alamazsiniz. cunku unlu oyuncularin oynadigi raketler her nekadar biz siradan insanlarin dukkandan kolayca satin alabilecegi raketler gibi gozukse de, aslinda tamamen degisik fiziki ozelliklere sahip, oyuncunun isteklerine gore ozel uretilmis, degisitirilmis raketlerdir. o yuzden nadal babolatla oynuyor, sharapova’nin prince i var dusuncesini birakin, sizin icin hicbir anlam ifade etmez bunlar. ki bu oyuncular isterseler tahta sopayla da bizden daha iyi oynayabilirler. raket degil tekniginiz ve kondisyonunuz sizi iyi oyuncu yapar.
uzun sureli tenis oynamaya karar verdiyseniz, baslangic raketi tabir edilen ucuz raketleri almayin. bunlar pazarlama taktiginden, nasil olur da surumden kazanirizdan baska bir sey degildir. gercek bir raket alin. baslangic icin pahali gelirse, kullanmis raket alin. ustunde catlak, kirik, deformasyon olmadigi surece eski raketin yeniden farki yalnizca kozmetiktir. yeni diye daha fazla para harcamayin. gercek bir raket almaniz hem oyun tekniginizin daha bastan dogru oturmasina yardim edecegi gibi ilerde anlatacagimiz saglik sorunlarini da onleyecektir.
tenis turnuva kurallarindan once fizik kurallarina gore oynanir ve raket alirken kesinlikle bakilmasi gereken yedi parametre vardir. bu kurallara uymayan raketler sizi yalnizca yanlis teknige sahip kotu bir oyuncu yapmakla kalmayacak, tenisci dirsegi denen illet hastaliga da yakalanmaniza sebeb olacaktir.
1. agirlik
hafif raket kotu, agir raket iyidir. raketin agirligi, telleri takilmadan evvel en azindan 300 gram olmalidir. bunun ustune kursun agirliklar ekleyerek, kendinize uygun bir raket yaratabilirsiniz. unutmayin eklediginiz her gram size daha cok momentum ve sert vuruslar olarak geri donecektir.
2. denge
raket sap tarafinda daha agir olmalidir (head light). bunu test etmek icin isaret parmaginizi raketin bogaz kismina koyarak dengesini test edin. kafa tarafi (head heavy) agir geliyorsa o raketi kesinlikle almayin. boyle raketler ilk basta daha rahat oynaniyor gibi gozukse de birkac ay icinde tenisci dirsegine yakalanmaniza yol acar.
3. esneklik (stiffness)
esnek raketler kolunuzda problem olusmasini onler, daha iyi kontrol saglar ama vurdugunuzda top daha yavas gider. ancak burdaki guc kaybi cok iyi bir oyuncu olmadiginiz surece cok onemli degildir. esnek raket alin. topa vurdugunuzda raketin titremesini hissediyorsaniz ve/veya raketten teneke kutuya vurulmus gibi ses geliyorsa kolunuz zarar gormeden sok emici takin. durum hala devam ediyorsa raketi hemen birakin. titresim dirsegin en buyuk dusmani oldugu gibi duzgun vuruslar yapmanizi da engeller.
4. yuzey alani
her nekadar yuzey alani genis raketlerle oynamak daha kolay gibi gozukse de isin asli sizin daha cok hata yapmaniza yol acarlar. genis yuzey alani merkezin (sweet spot) disinda kenar bolgelerden vurus yapma ihtimalini arttirir. boyle bir vurusun sonucu raketin vibrasyonunun artmasi ve dirseginizin zarar gormesidir. evet buyuk bir raketle kisa vadede daha cok topu karsi tarafa gonderebileceksiniz ama oyununuzu gelistirmek istiyorsaniz daha kolay hareket ettirilebilen, kontrolu yuksek kucuk bir raket almaniz sizin icin daha iyidir. bu yuzden 110 dan buyuk hicbir raketi almayin. 90-100 arasi idealdir.
5. sap
elinize gore ne cok buyuk ne de cok kucuk raketle oynamayin. gerekirse vibrasyonu emici yeni grip takin.
6. teller
cok ucuz tellerle oynamayin. raket kendinden telli geldiyse buyuk ihtimalle en adi materyalle yapilmistir. en uygun zamanda degistirin. teller ne kadar esnek olursa o kadar iyidir. bagirsaktan yapilmis teller en iyisidir ama paketi 40 dolar oldugundan ve iki hafta icinde kopacagindan sponsorunuz yoksa veya babaniz fabrikator degilse naylon tel almaya calisin. kevlar ve aramidden yapilmis teller en kotuleridir. teller oynandikca gerginligini kaybedecegi icin belli araliklarla degistirin. dirsek sagliniz icin telleri cok yuksek gerginlikte taktirmayin. bunun disinda ince teller, kalin tellere gore topu kesmeye daha elverislidir. ama daha kolay koparlar. normal olarak 16, ince olarak 17 telleri secin.
7. tel duzeni
sert ve duz vuruslari kolaylikla yapabiliyorsaniz daha sik tel duzenegi olan raketleri tercih edebilirsiniz (18x20 gibi). ancak topu kesmeyi seviyorsaniz ve/veya topspin e daha cok ihtiyaciniz varsa acik telli raket daha iyi sonuc verecektir (16x18 gibi).(cankurtaran, 01.01.2007 23:22 ~ 04.01.2007 23:21) <****** type="text/**********">#10426810 !? - bir de boyunun raketi yere dogru tuttugunuzda tam yere degecek kadar olmasi gerektigini soylemisti hocam, ya da ben o kadar hatirliyorum
- unutmadan raket boylari standarttir ve cogunlukla 27 incle 28 inch arasinda degisir, kurallara gore de 30 inchi gecemez (cocuklar icin uretilen raketleri saymiyorum burada). o yuzden "raketi yere dogru tuttugunuzda tam yere degecek kadar olmasi" diye birsey yoktur, uydurmayalim lutfen.
(cankurtaran, 13.01.2007 22:58 ~ 23:53) <****** type="text/**********">
#10471245 !? - selex marka tenis raketi almayın. "güzel" bir modeli alınmış olmasına rağmen sert bir smaçtan sonra gövdesi! evet yanlış duymadınız gövdesi kırılmıştır. head, wilson gibi markaların dandik modellerini hava olsun diye almayın.
üstünde titanyum ıvır zıvır yazıp 3 kuruş fiyatı olan raketlerden ekstra uzak durun, titanyumu kim kaybetmiş de onlar bulmuş. sap uzunluğuna dikkat edin standart değildir büyük farklılık gösterir. grip rahatsız ediyorsa fazla bir problem değil yeni bir set alıp bilen birisine sardırılabilir. yalnız kullanılan yapıştırıcıya dikkat, sıcakta yavşayıp sapın ortaya çıkmasına yol açabilir.
ikinci el raket almayın gövdedeki gözle görülmeyen ufak çatlaklar ilerde göte kapak olarak geri dönecektir. ilk sahibinin nasıl oynadığı bilinemez. bonus olarak eğer üstü kapalı bir yerde oynanmıyorsa ve etraf yem yeşil ise topu kaybetme olasılığınız çok yüksektir, gidip pembe top alın. - alacaksanız wilson-babolat-head ya da prince alın. gidip 30 milyona donnay 50 milyona selex almayın.. alacağınız raket mutlaka tek parça olsun.raketin kafasının alt tarafındaki yerler bazen takma oluyor. işte o raketler rezildir.
mutlaka bir bilene danışın. pazardan elma almaya hiç benzemez raket almak.
top olayına gelirsek..
şu an piyasada oynanabilecek en iyi sert zemin topu wilson us open' dır.. 3lü fiyatı 12-15 ytl arasındadır.. yine gidip 3 milyon ucuz diye selex top almayın..rezalet bir vuruşu var. ya sakatlanırsınız ya da raketinizin teli birkaç güne patlar..
performans oyuncusuysanız wilson k-blade i tavsiye ederim. fiyatı biraz fazla ama süper raket. - 1-sap kalınlığına dikkat edin, gerekirse bir veya iki grip sardırarak ideal kalınlığa getirin.
2-kafa boyu küçük raketlerle başlayıp sonra yavaştan büyütebilirsiniz.
3-alır almaz telleri değiştirin, ayrıca kesinlikle absorber takın.
4-rengine dikkat edin, gördüğünüzde içinizin ısındığı şık bi model olsun.
5-belli yerlerde geçtğimiz sezonun raketlerinin enteresan indirimlerle satıldığına şahit olacaksınız. 80-90 lira verip başlangıç serisi bir raket almak yerine, 150 lira harcayarak bir-iki sene önce 270 liraya satılan raketleri sıfır alabilirsiniz. izmir'de yılmaz tenis'e uğrayın mesela kesin.(karapolisnas, 09.05.2008 12:52) <****** type="text/**********">#13229119 !? - mutlaka yurtdışından alın. çok daha fazla alternatif arasından çok daha ucuza seçme imkanınız olacaktır.
yurtdışından getirmeye karar verirseniz seçiminizde dikkate alacağınız tüm ince detayları bir çok alternatifle ve çok uygun fiyata sunan ve tek geçeceğim site tennis warehousedur:
http://www.tennis-warehouse.com/ - sağa, sola dikkat edilmelidir. teniz özellikle ülkemizde çok rağbet gören bir spor değildir. bu yüzden etrafınızdaki hatun kişiler tarafından tenis raketi incelerken farkedilmeniz işten değildir. dik durun, çok pahalı modeller arasında dolaşmayın. olur da biriyle muhabbet kurarsanız pahalı ve ünlü markalara bakıp ahmet's design marka raket almanız prestijinizi düşürebilir. illaki ahmet's design alıcaksanız pahalı markalara hiç bakmayın, ufaktan başlayın.
(bkz: tenis raketi alırken dikkat edilmemesi gerekenler) - bazı mağazalarda demonstrasyon raketleri vardır. hoşunuza giden bir modelin demo raketini alıp deneyip görebilirsiniz.
(kamu discisi, 09.05.2008 17:53 ~ 17:59) <****** type="text/**********">
#13230900 !? - direkt gidip babolat alın. uğraşmayın öyle seçmekle filan. kafanız karışmasın.
(beni bana sor, 09.05.2008 18:03) <****** type="text/**********">
#13230963 !? - sanılanın aksine kafa boyu küçük raketlerle başlamak yanlıştır.. raketin kafası ne kadar büyük olursa kontrollü vuruş yapmanız o kadar kolaylaşır. mesela ben tenise 108 kafa bi raketle başladım. bu git gide düştü. şu an 98 k-blade kullanıyorum.
dünyanın en iyi tenisçileri şu an 93 kafa raketlerle oynuyor. (novak djokovic gibi) (federer 90 kafayla oynuyor o kategori dışı biraz)
ama şöyle bir şey var ki 93 kafa olan raketler genellikle füze gibi gelen toplara füze gibi bir karşılık vermek için tasarlandığından ağır oluyorlar. benim 98 kafa raketim 300 gram ama federerin 93 kafa raketi 355 gram. aradak 55 gram da fark mı ulan diyecek olursanız o 55 gramlık fark çok büyük sakatlıklara sebep oluyor. ayrıca 2-3 saat oynadıktan sonra kondüsyonunuz da pek iyi değilse rezalet vuruşlar yapmanıza sebep oluyor. kısacası çok yoruluyorsunuz.
şimdi buraya dünyanın en iyi tenisçileri 93 kafa raketlerle oynuyor yazdım diye gidip bir 93 kafa raket almayın. illa alacam diyorsanız da bir deneyin. slayz yapın spin yapın gömün 2-3 tane... hoşunuza giderse alın. ama emin olun 93 kafa raketle oynamak gerçekten kolay bir şey değil. 10 yıldır tenisin içindeyim 98 kafa raketten aldığım verimi henüz alamadım 93'lerden.
direk gidip sırf adı var diye wilson-babolat-head raketlerinden herhangi birini almayın. unutmayın ki o markaların da çok dandik raketleri vardır. vereceğiniz bir 10 milyon bile boşa gidecektir. neden israf yapasınız ki?
tenise yeni başladım bir raket almak istiyorum diyorsanız wilson'un n code serisinden six-two raketini önerebilirim. en az 1 yıl idare eder bu sizi. 2. elini de tenis mağazalarında rahatlıkla bulabilirsiniz. tenisiniz geliştikçe daha iyilerini alacaksınız zaten.
yine de tatmin olmazsanız gidin bir tenis hocasına danışın. araya tanıdık falan sorun. tenis hocası da olsa ticaretçi olduğundan kazık atma potansiyeli yüksek olacaktır.
pazardan elma seçer gibi çat diye raket almayın. bekleyin ulan ne acele ediyorsunuz?(zopcuk, 26.05.2008 13:26 ~ 13:40) <****** type="text/**********">
kaynak: http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=tenis+raketi+alirken+dikkat+edilmesi+gerekenler
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantıİzmir Logosunu Arıyor!
Güzel İzmir "marka şehir" oluyor.
Dünya kenti olmayı hedefleyen İzmir, dünyanın önemli kentleri gibi kurumsal kimliğine ve logosuna kavuşuyor.
İzmir Ticaret Odası'nın koordinatörlüğünde, kentimizin etkin kişi ve kurumlarının görüşleri alınarak hazırlanan, İzmir'in dünyadaki iddiasını, ekonomik gelişmişliğini, ruhunu, güzelliğini ve kültürünü yansıtan 10 logo ile 10 sloganı beğeninize sunuyoruz.
Beğendiğiniz logo ile sloganı aşağıdaki seçeneklerden birisini kullanarak bize ulaştırabilirsiniz.
İzmir Ticaret Odası, tüm İzmirlileri İzmir'in logosunu ve sloganını seçmeye davet ediyor.
Ayrıntılı bilgi : http://www.izto.org.tr/IZTO/E-form/UYGULAMALAR/59_V2.asp#asd
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı BağlantıGeçen Yıl Bugün

Merhaba arkadaşlar,
Bugün sabah kalkınca ilk olarak takvime baktım ve 7 Haziran olduğunu gördüm.
Geçen yıl bu zamanlar ne yaptığımı hatırlamaya çalışırken birden blogumda o tarihe ait bir yazım olup olmadığına bakmayı düşündüm ve tam olarak 7 Haziran 2007 yılında Antalya'da uluslararsı olan Integrated Design and Process Technology (IDPT) konferansına dinleyici olarak katılmamın sonucundaki deneyimlerimi yazmışım, tekrar okudğumda yazımın her kelimesinde ne kadar heyecanlı olduğum anlaşılıyor, gerçekten de o kadar çok başarılı insanların arasında geçirdiğim vakit benim en heyecanlandığım anlardan birisiydi şüphesiz. Şimdi o yazımın linkini atıyorum buraya ve bu linkte ilk defa büyük bir konferansa katılmış "küçük"ün gözünden göreceksiniz orada olanları...
http://numangoceri.blogcu.com/3202537/
Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı BağlantıBeyin Kanaması nasıl anlaşılır?
Bana gelen maili olduğu gibi iletiyorum, belki hayatı kurtarılacak kişi siz olacaksınız?
Lütfen
okuyun ve dagitin, belki siz de bir kisinin hayatini kurtarabilirsiniz.
Lütfen çok dikkatle okuyunuz.
Mangal yaparken aniden Sinem'in ayagi takildi ve düstü. Hemen
Ambulans'a haber vermek istedilerse de Sinem buna karsi çikti -
kendisini iyi hissettigini ve düsmesine sepeb olarak da ayakkabilarinin
yeni oldugunu gösterdi.
Biraz titrek ve solgun göründügünden, arkadaslari üstünü basini
temizlemeye yardimci oldular ve önüne dolu bir tabak koydular, çünkü
elindeki tabagi düsürmüstü. Sinem aksama kadar digerleriyle birlikte
eglenmeye devam etti.
Esi aksam oldugunda hepimizi arayip Sinem'in hastaneye kaldirildigini
haber verdi.
Aksam saat 23:00'te Sinem vefat etmis. Meger Mangal yaparken Beyin
Kanamasi geçirmis.
- Eger herhangi biri bunun bir Beyin kanamasi oldugunu anlasaydi Sinem
bugün hayatta olurdu.
Lütfen ekteki yaziyi dikkatle okuyunuz:
Bir Nöroloji Uzmani söyle der: Önemli olan Beyin kanamasi teshisini
koymak ve 3 saat içerisinde bunu tedavi ettirmek, ki bu hiç de kolay
degil.
Beyin kanamasi oldugunu anlamak için asagidaki dört adimi uygulamak
gerekir:
Beyin kanamasi semptonlarini anlamak çok zor olabilir. Fakat bu konuda
bilgisiz olup beyin kanamasi geçiren kisiye müdahale edilmezse, beyini
çok ciddi zararlar görebilir.
Doktorlar, artik herkesin asagidaki 4 adimi uygulamakla, bunu kolayca
anlayabilecegini söylemektedir.
1-Kisinin gülümsemesini istemek (eger yapamazsa = Felç demektir)
2-Kisinin çok basit bir cümle söylemesini istemek ('Bugün çok güzel bir
gün') gibi.
3-Kisiden her iki kolunu birden kaldirmasini istemek .
4-Kisiden dilini disari çikartmasini istemek . Eger yamulmussa bu da
felç geçirdigine isarettir. Eger kisi bu dört adimdan birini yerine
getiremiyorsa - 'lütfen' derhal acil Servise haber veriniz ve Doktora
telefonda durumu izah ediniz.
Ünlü bir Kardiyolog - 'Eger bu açiklama 10 kisiye ulasirsa, emin olun
ki en az bir kisinin hayati kurtulur' demis.
Ey Türk Gençliği!!!
Merhabalar efendim,
Bugün bloguma birşey yazmayı düşünmüyordum çünkü 3 gün boyunca arka arkaya yazacak birşeyler buldum artık bugün bir ara vermenin zamanı geldi diye düşünmüştüm fakat bu konuya değinmeden edemeyeceğim.
Evimiz bir ilköğretim okuluna tenefüsün zil sesleri duyulabilecek kadar yakın ve ben bundan hiç de rahatsız olmuyordum, aksine her zil çaldığında yada öğrencilerin sesleri duyulduğunda kendi ilkokul anılarım ve arkadaşlarım aklıma geliyor ve bir an bir tebessüm oluşuyordu yüzümde. Ne komiktik ozamanlar yaa:))
Fakat artık eskisi kadar güzel gelmiyor bana bu okuldan yükselen sesler. Özellikle sabahçılar ve öğleciler dersbaşı yapacakları zaman duymak istemiyorum o sesleri. Neden mi? Açıklayayım:
Öncelikle sizlerin de bildiği gibi öğrenciler okula gidip dersbaşı yapmadan evvel sıra olurlar ve sıradan seçilen birkaç öğrenci ANDIMIZ'ı okumak üzere kürsüye alınır ve ellerine bir mikrofon verilir. Kürsüdeki öğrenciler ANDIMIZ'ı okurlar ve sıradaki öğrenciler de bunu tekrar eder. Buraya kadar sizlerin de bildiği, normal olan şeyler. Bu olayın beni rahatsız eden yanı ise kürsüye çıkan öğrencilerin
"Günaydın Arkadaşlar!" diye söze başlayıp topluluğun hepbir ağızdan "Sağol!" diye haykırmasından sonra ANDIMIZ'a başlamaları. Sonunda ise kürsüdeki öğrencilerin "İyi Dersler Arkadaşlar!" diyip kürsüden inmeleri ve sıradaki öğrencilerin yine "Sağol!" şeklinde cevapladıktan sonra derse girmeleri. Ee ne var bunda gayet normal diyebilirsiniz. Haklısınız da bir bakıma ancak burada normal olmayan birşey var o da şu ki: Ne bu kürsüye çıkan öğrenciler ne de sırada bekleyenler ANDIMIZ'ın tam anlamıyla karşılığını ve neden hergün derslere girerken bunu okuduklarını bilmiyorlar malesef.(Tanıdığınız istisna öğrenciler vardır belki ama ben geneli için konuşuyorum.) Üstelik bir kısmı ANDIMIZ'ın adını bile bilmeyip "Türk'üm Doğru'yum" diye hitap ediyor ki bu çok daha acı bir durum. Nereden böyle bir kanıya vardığımı düşünüyorsanız söyleyeyim: Bir kaç gündür haftaiçleri öğrencilerin derslere giriş yapacağı vakit evdeyim ve gerek sabahçı öğrenciler gerekse öğleciler ANDIMIZ'ı okurken az önce bahsettiğim gibi "Günadın Arkadaşlar" diye başlayıp "İyi Dersler Arkadaşlar" ile sona erdirmesinden yola çıktım. Korkarım bu öğrencilerin yine büyük bir kısmı anlamını bilmeden bir şarkı misali okudukları ANDIMIZ'ın başında "Günaydın Arkadaşlar" sonunda da "İyi Dersler Arkadaşlar" olduğunu düşünüyorlardır. Tamam bu sözleri söylemek, iyi ders dileklerinde bulunmak güzel ama bunu bilinçli olarak mı yapıyorlar o tartışılır ve ben ta ki bir öğrencinin kürsüye çıkıp "Başarılar Arkadaşlar" gibi farklı bir şekilde sözü bitirene kadar bunun bilinçli olarak yapıldığına inanmayacağım.
Burada tabiki öğrencilerden çok öğretmenler ve aileler suçlu. Eğer bu hergün (8 yıl boyunca) bıkmadan usanmadan okudukları bu şeyin ne anlama geldiğini bilmeden ilkokuldan mezun olacaklarsa bence hiç birgün okumasınlar daha iyi. Belki bu sayede merak edip bir kaç öğrenci bunun ne anlama geldiğini anlamak için okurlar kendi kendilerine.
Bu günlerdir beni üzen ve benim ilkokuldaki öğrencilik hayatımda da var olan ve hala bir türlü çözüm bulunamamış gerçekten acı bir durumdur. Çevrenizde ilkokulda okuyan tanıdıklarınız varsa bu konu üzerinde onlarla biraz konuşmanızı ve onların da konu ile ilgili fikirlerini almanızı öneriyorum. Hattta geri yorum olarak da buraya yazarsanız sonuçları hep birlikte görmüş oluruz.
Şimdiden teşekkür ediyorum, iyi günler...

